Ana içeriğe atla

Allahü teâlâyı çok anmalı

Sual: Allah’ı hatırlamak için hangi duaları okumak gerekir?
CEVAP:
Müslüman, itikadını düzelttikten sonra, kul ve Hak borçlarını
ödemeye gayret etmeli, fırsat buldukça her işte Allahü teâlâyı
hatırlamaya çalışmalıdır! Bildiği dua ve tesbihleri okumak da Allahü
teâlâyı hatırlamak olur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’ı çok zikredenlerin [ananların] günahları affolur ve
büyük mükafat verilir.) [Ahzab 35]
(Kalbler ancak Allahü teâlâyı anmakla, itminana, rahata
kavuşur.) [Rad 28]
(Allahü teâlâyı anmak her şeyden büyüktür.) [Ankebut 45]
(Allah’ın nimetlerini anın ki, kurtulasınız.) [Araf 69]
(Beni anmayan, sıkıntılara maruz kalır, kıyamette de kör
olarak haşrolur.) [Taha 124]
(Beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin; nankörlük
etmeyin.) [Bekara 152]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, kıyamette buyurur ki: Dünyada bir gün beni
hatırlayıp anan müslümanı, benden bir kerecik korkan
müslümanı, Cehennemden çıkarın!) [Tirmizi]
(Gece ibadet edemeyen, malını hayra sarf edemeyen kimse,
Allahü teâlâyı çok ansın!) [Bezzar]
(Size mecnun deninceye kadar Allahü teâlâyı çok anın!)
[Hakim]
(Münafıklar, mürai [riyakâr] deseler de Allahü teâlâyı çok
anın!) [Beyheki]
(Tenhada Allahü teâlâyı zikreden, kâfirlerle tek başına
savaşan gibidir.) [Şirazi]
(Şükreden kalb, zikreden dil, uygun bir ev ve saliha bir
kadına sahip olan, dünya ve ahiretin hayrına kavuşmuş
demektir.) [İbni Neccâr]
Hadis-i kudside buyuruldu ki:
(Ya Musa, seninle beraber olmamı istersen, beni zikredenin
yanında ol! Kim Beni nerede ve ne zaman ararsa bulur.) [İbni
Şahin]
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Cennetin ağaçları, nehirleri dünyadakilere hiç benzemez. Orada
olan herşey, dünyadaki ibadetlerin, iyiliklerin meyveleridir.
Peygamber efendimiz, (Cennette ağaç yoktur. Tesbih,
tahmid, temcid ve tehlil okuyarak, [Yani (Sübhanallahi velhamdü
lillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber) diyerek] oraya çok ağaç
dikiniz) buyurdu. (Müj. m. 302)
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allah indinde en kıymetli söz, "Sübhanallahi ve
bihamdihi"dir.) [Müslim]
(Günde yüz defa "Sübhanallahi ve bihamdihi" diyenin,
günahları deniz köpüğü kadar da olsa affedilir.) [Müslim]
(Gece ibadet etmek kendine güç gelen veya malını hayra
sarfetmekte cimrilik eden yahut düşmanla savaşmaktan
korkan, çokça "Sübhanallahi ve bihamdihi" desin. Çünkü bu,
Allah yolunda infak edeceği, bir altın dağdan daha kıymetlidir.)
[Taberani]
(Dilde hafif, terazide ağır ve bağışlayıcı olan Allah indinde
en kıymetli iki cümle: "Sübhanallahi ve bihamdihi,
Sübhanallahilazim") [Müslim]


Kaynak:www.dinimizislam.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Alâüddin-i Attar

Alâüddin-i Attar hazretleri, Buhara'da yetişen en büyük evliyadandır. Silsile-i aliyyenin on altıncısıdır. Asıl ismi Muhammed bin Muhammed Buhari’dir. Zengin babası vefat edince, oğullarına miras olarak çok fazla mal kaldı. Fakat Alâüddin hiç miras kabul etmeyip, Şah-ı Nakşibend Muhammed Behaeddin-i Buhari’ye talebe olmayı tercih etti. Gidip halini arz etti ve talebeliğe kabul buyurulmasını istirham eyledi. Behaeddin Buhari hazretleri ona nazar edip, (Evladım bizim yolumuzda mihnet ve sıkıntı çoktur. Dünyayı ve nefsini terk edebilecek misin?) buyurunca, hiç düşünmeden, (Yapmaya hazırım efendim) dedi. (Öyleyse bugün bir küfe elma al, kardeşlerinin mahallesinde sat!) buyurdu. Elma sattı Alâüddin, soylu ve tanınmış bir aileye mensup olmasına rağmen, kibirlenmeden, kardeşlerinin mahallesinde, bağıra bağıra elma sattı. Ertesi gün hocasının huzuruna gelerek, (Emirlerinizi yerine getirmeye çalıştım efendim) dedi. Hocası, (Bugün de kardeşlerinin dükkanı önünde satacaksın) buyurdu. ...
Hz. Ömer (r.a) diyor ki: “Ben Hz. Peygamber (s.a.v)’in yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalaet eden hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden hiç kimse onu tanımıyordu. Gelip Hz. Peygamber (s.a.v)’in önüne oturdu, dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı: “Ey Muhmmed, bana İslam hakkında bilgi ver.” Hz. Peygamber (s.a.v) açıkladı: “İslam; Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğun şehadet etmen, namaz kılman, zekat vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah’a (gidip) haccetmendir.” Yabancı, “Doğru söyledin!” diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de tasdik etmesine hayret ettik. Sonra tekrar sordu: “Bana iman hakkında bilgi ver?” Peygamber (s.a.v): “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmandır.” ded...

Kulluk Böyle Olur...

Bölgesinde sevilen sayılan bir mürşid-i kâmilin yüzlerce talebesi vardı, onları yetiştiriyordu. Talebelerinden bazıları evliyalık makamında yükselip, Levh-i Mahfuzu görmeye başlamışlardı. Tuhaf olan, Levh-i Mahfuzu gören talebe, bu mürşid-i kâmilden bir bahane ile uzaklaşıyordu. O mübarek zat da onlara hiçbir şey demiyordu. [İnsanların başına gelecek olaylar, doğacakları, ölecekleri ve ne iş yapacakları gibi bütün bilgiler, Levh-i Mahfuz denilen bir kitaptadır.] Kalan talebelerden birisi de bu makama yükselmiş, Levh-i Mahfuzu görmeye başlamıştı, ama hocasını terk etmedi. Ancak eski neşesi gitmiş, hep üzüntülü duruyordu. Bir gün hocasıyla yalnızken, hocası, üzüntüsünün sebebini sordu. Talebe sustu. Bunun üzerine hocası, (Bazı arkadaşların bizi terk etti, sen niye terk etmedin?) diye sordu. Talebe yine sustu. Hocası, (O arkadaşlarının bizi neden terk ettiklerini biliyor musun?) diye sordu. Talebe yine cevap vermedi. Hocası, (Bak evladım, ahde vefa gösterip terk etmediğin...