Dolmuştan indim, eve doğru ağır adımlarla yürüyorum. O esnada ne yemek yapacağımı düşünüyordum. Ekmek almak için daha önce girmediğim bır fırına girdim. Ekmek için sıranın gelmesini beklerken kasanın arkasında bır panoda "Askıda Ekmek" yazısını ve panoya atılmış centikleri gördüm. Sira bana geldiğinde ekmeği uzatana panodaki yazının ne ifade ettiğini sordum. Duyduğum şey beni çok etkiledi. Çünkü anadolu insanının yapisi ve onun beslendigi kaynak olan İslamın ögretilerinin bu fırında yeniden ve yenilenerek yaşatıldığını öğrendim. Nitekim, atılan her bır çentik bır ekmeği temsil ediyor. Ve bu ekmekler sabahları ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor. Yani ne hayrı yapan ne de ihtiyaç sahibi olan birbirini görmüyör. Bır elin verdiğini öbür elin bilmemesi gereği burada canlı olarak yaşatılıyor. Kalbimde çok güzel hisler uyandırdı. Umudumu dirilti yeniden; toplumumuzun yaşamış olduğu ahlaki ve insani çöküntü ve ekonomi bakimindan kendinden asagida olanı hor görme gibi daha bır sürü olguya karşı...
Alâüddin-i Attar hazretleri, Buhara'da yetişen en büyük evliyadandır. Silsile-i aliyyenin on altıncısıdır. Asıl ismi Muhammed bin Muhammed Buhari’dir. Zengin babası vefat edince, oğullarına miras olarak çok fazla mal kaldı. Fakat Alâüddin hiç miras kabul etmeyip, Şah-ı Nakşibend Muhammed Behaeddin-i Buhari’ye talebe olmayı tercih etti. Gidip halini arz etti ve talebeliğe kabul buyurulmasını istirham eyledi. Behaeddin Buhari hazretleri ona nazar edip, (Evladım bizim yolumuzda mihnet ve sıkıntı çoktur. Dünyayı ve nefsini terk edebilecek misin?) buyurunca, hiç düşünmeden, (Yapmaya hazırım efendim) dedi. (Öyleyse bugün bir küfe elma al, kardeşlerinin mahallesinde sat!) buyurdu. Elma sattı Alâüddin, soylu ve tanınmış bir aileye mensup olmasına rağmen, kibirlenmeden, kardeşlerinin mahallesinde, bağıra bağıra elma sattı. Ertesi gün hocasının huzuruna gelerek, (Emirlerinizi yerine getirmeye çalıştım efendim) dedi. Hocası, (Bugün de kardeşlerinin dükkanı önünde satacaksın) buyurdu. ...
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder